Akreditif

Eylül 26, 2020by Cemre Bingöl0

Akreditif Nedir?

Akreditif, uluslararası ticarette kullanılan bir ödeme şeklidir. Uluslararası ticarette birbirini tanımayan ülkelerin tacirleri aralarında ticaret yaparken yaşadıkları en büyük sorun güven sorunudur. Uluslararası bir satım sözleşmesi söz konusu olduğunda; alıcının endişesi, ücretini ödediği ürünün gelip gelmeyeceği ve sözleşmede kararlaştırılan koşullara uygun olup olmadığı, satıcının endişesi ise ürününü gönderdikten sonra ücretini alamayabileceği endişesidir. Bu iki haklı endişe duygusu, zaman içerisinde, uluslararası ticaretle uğraşan insanları birtakım yardımcı fonksiyonları sevk etmişlerdir. Tacirler, ticaretlerinde, bir üçüncü kişi olan ve “güven kuruluşu” olan bankaların itibarları ile kredi fonksiyonlarını kullanmayı seçmişlerdir. Bunun en önemli yollarından birisi de akreditiftir.

Uluslararası ticaretin gelişmesi ve yayılmasıyla birlikte, bankalar, uluslararası ticaret yapan taraflara, bu ticaretin bankalar üzerinden yapılmasını teklif etmişlerdir. Mantık şöyledir: Ticaret banka üzerinden yapılır, banka, mal alışverişinde gözlemci olur ve en azından belirli noktaları inceler. Bu güvence altında para ve malın değişimi yapılır. Akreditif, dış ticarette malın ve paranın yer değiştirmesini sağlayan bir ödeme yöntemi olarak doğmuş, daha sonra iç ticarette de kullanılmaya başlanmıştır.

Akreditif, alıcının başlattığı bir bankacılık hizmetidir. Akreditif kapsamında, alıcı satıcıya : “ben senden şu şu malları alacağım, karşılığında senden malın bana gönderildiğine ilişkin şu şu belgeleri istiyorum, benim bankam bunları inceleyecek eğer belgeler istediğim belgelerse sana malların bedelini ödeyecek” demektedir. Malın gönderildiğine ilişkin ve malın bedeline ilişkin belirli şartlar belirlenmiştir, sunulan belgeler bu şartlara uyuyorsa banka ödemeyi yapmaktadır. Banka, burada sözleşmenin detaylarına girmez ve sadece belgelerin uyuşup uyuşmadığına bakar.

Akreditifte, bir akreditif metni oluşturulur, o metin bu ticari ilişkinin kanunu olacaktır ve banka, orada ne yazdığına bakar ve gelen belgenin ne olduğunu inceler.

Somut bir örnek vermek gerekirse; bir tarafta alıcının diğer tarafta satıcının olduğu bir satım sözleşmesi düşünelim. Satım sözleşmesinin konusu bir tekstil makinesi olsun, genel olarak büyük meblağlar içeren büyük ithalatlar için akreditif açılmaktadır. Taraflar, satım sözleşmesinde mal bedelinin nasıl ödeneceğini kararlaştırıyorlar, örneğin 2.000.000 Euro’luk bir satış söz konusu ise bunun nasıl ödeneceği kararlaştırılmaktadır.

Satım sözleşmesi konusu malın ücreti nasıl ödenecektir, sözleşmede tüm detayları ile belirtilir. Birincisi, akreditif ile ödenecektir. İkincisi, ne zaman ödeneceği hususu düzenlenir. Burada tarafların anlaşmasına göre ya –görüldüğünde ödenecek ya da –vadeli ödeme yöntemiyle ödenecektir. Aslında her akreditifin otomatik olarak bir vadesi vardır, en son geçerli olduğu bir tarihi vardır ve mal bedelinin ödenme vadesi ile akreditifin vadesi farklıdır. Malın hangi tarihte ödeneceği aslında “ertelemeli ödeme”dir. Ya görüldüğünde ödeme ya da ertelemeli ödeme vardır, vadeli demek terminolojik olarak yanlıştır ancak uygulamada vadeli ifadesi ile yerleşmiştir.

Akreditifte, bir belge düzeni yer alır. Yani, satış sözleşmesinde akreditifin hangi belgelerin ibrazı halinde ödenebilir bir sistem olduğu da kararlaştırılır: Fatura, taşıma belgesi gibi. Deniz taşıma belgesi (konişmento) olabilir, karayolu taşıma belgesi (FCR) olabilir, demiryolu taşıma belgesi olur, havayolu taşıma belgesi de olabilir.

Buna ek olarak eğer bozulacak bir ürünse ya da zirai ürünse sağlık sertifikası, o malın menşei belgesi vs. olabilir. Taraflar anlaşır ve belgeleri serbestçe belirlerler.

Yani, satıcı bu belgeleri tamamlayıp alıcıya ulaştırdığı takdirde alıcı da bedeli ödeyecektir, ama alıcı satıcıya güvenmediği için alıcının bankası ödemeyi yapar. Burada artık bankaya güven söz konusudur, bankanın taahhüdü bulunmaktadır. Banka, belgeleri inceleyip eğer ibraz edilen belgeler sözleşmedekiler ile birebir uyum içinde ise ödemeyi yapar.

Taraflar bu koşullarda anlaştı, alıcı bankasına gidip diyor ki Ben italya’da yerleşik olan satıcı ile bir satış sözleşmesi imzaladım, 2 milyon euro borcum var, ödeme vadesi de deferred olsun burada, konişmento tarihi + block/loading plus 90 gün vadeli bir ödeme yapacağım karşılığında da şu şu belgeleri alacağım der. Alıcı, bankasına bu koşullarda kendisi emriyle bir akreditif açılması için başvurur. İthalatçının yani alıcının bankasına uygulamada “Amir Banka” ya da “akreditif bankası” diyoruz. (opening/issuing bank da denir)

Alıcının bankası bu durumda, kendisine gelen talimat doğrultusunda, akreditif açılması için akreditif metnini hazırlar, akreditif açılması talimatında satıcıya akreditifin ihbar edilmesi yöntemi de yer alır.

Kontrgarantili işlemlerde yabancı bankaları kullanıyorlardı, burada da akreditifin (ödeme taahüdünün) hangi banka üzerinden gideceği, alıcı tarafından alıcının bankasına bildirilir. Taraflar zaten daha önceden anlaşmışlardır. İtalya’daki Banca Di Roma örneğin, bu ihracatçı  bankası. Bu banka aracılığıyla akreditif satıcıya ihbar edilecek, burada bu banka ya “ihbar bankası” oluyor ya da duruma göre “teyit bankası” olmaktadır, ikisi arasında büyük farklar vardır.

Fark, bankanın işlemde üstlenmiş olduğu ödeme taahhüdü veya ödeme taahhüdü olmadan ihbar etme yükümlülüğü arasındadır. Bazen banka duruma göre sadece akreditifi ihbar eder herhangi bir ödeme taahhüdü yoktur yani üstlenimi bir garantisi yoktur ya da aynı akreditifi açan banka gibi, onunla eşit derecede aynı sorumlulukta bir taahhüdü üstlenir, eğer üstlenmişse buna teyit bankası denir; üstlenmemişse, sadece satıcıdan gelen belgeleri ibraz etmek veya alıcıdan gelen parayı satıcıya vermek noktasında sadece iki taraf arasında bir köprü görevi görüyorsa, kendi şahsi taahhüdünü ortaya koymuyorsa ihbar bankasıdır.

“Satıcıya karşı düzgün bir şekilde akreditif koşullarına uygun belge ibraz etmen halinde alıcının bankasından bağımsız olarak ben de ödeme taahhüdü veriyorum” derse teyit bankasıdır.

Sebebi, güven ilişkisidir.

Akreditifi açan banka, alıcının bankasının riskini almak istemez; diğer ülkelerdeki satıcılar, söz gelimi Ürdün’den gelen akreditife baktığında ondaki ödeme taahhüdüne güvenmemektedir. Kendi ülkesindeki banka, o akreditifin ona ödeneceğini teyit etsin istiyor, o zaman banka bunu kabul edip teyidini ekleyerek ihbar ederse teyit bankası oluyor ve sorumlu oluyor. Banka teyidini eklemezse sorumlu olmaz, sadece postane gibi bir aracı olur.

Bankacılık Kanunu’na göre akreditif işlemleri kredi olarak kabul edilmiştir. Alıcının bankası akreditif açmaya karar verdiğinde, bu bir kredi işlemi olduğu için, akreditifte alıcının bankası şöyle bir taahhütte bulunuyor karşı tarafa: “Sen, benim istediğim şu şu şu belgeleri ibraz etmen halinde ben malın bedelini ödeyeceğim” diyor, bunu düzenlediği anda krediyi vermiş oluyor ama en başta cebinden bir para çıkmaz, belli bir süre sonra cebinden para çıkacaktır.  Koşullara uygun belge ibraz edilirse bankanın cebinden para çıkacak ve gayrinakdi kredi, nakdi krediye dönüşecektir.

Alıcının, bankadan akreditif açılmasını istemek için önce gayrinakdi kredisi olması gerekiyor, banka bunun için teminat istiyor, nakit blokaj olabilir örneğin vadeli hesap açarsın ama banka rehnini koyar üzerine. Nakit blokaj, rehin demektir. İpotek alabilir, ticari işletme rehni alabilir, kefil olabilir; bu ve bunun gibi rehinlerin gündeme gelmesi mümkündür.

Bu kredi ilişkisi oluştuktan sonra banka, satıcının bankasına (burada artık ihbar bankası mı olacak teyit bankası mı olacak belli olmuştur çünkü taraflar satış sözleşmesinde bunu da kararlaştırırlar) buna göre benim bankama açılacak benim bankam tarafından teyit edilecek veya teyit vermeyecek diye, alıcının bankası akreditif metnini hazırlar. Çok uzun bir dokümandır bu ve hep kodlar halinde yazılır, alıcının adının kodu var ödeme vadesinin kodu vardır, şifreli mesajlar vardır.

Sonuç itibariyle burada satıcı kim, kimin lehine akreditif açılıyor, alıcı kim/ akreditifi açan, akreditif tutarı (2.000.000 Euro), akreditif vadesi (1 Ekim 2017), son belge ibraz tarihi (x), ödeme detayı, block loading + 90 gün ifadesi (bazen bunu da taksitler halinde yapıyorlarmış hepsi tek tek yazıyormuş ya da tek seferde ödeme yapılıyormuş), talep edilecek belgeler yazar, aynen satış sözleşmesinde kararlaştırdıkları gibi. Fatura diyorlar, en ince detayına kadar yazıyor. Olması gereken özellikler bunlar. Konişmento, block loading, konişmentonun kaç takım olacağı yazılır, malın nasıl temsil edileceği, nasıl detaylandırılacağı yazılır. Diyelim ki bu tekstil makinesi, mal fabrikadan çıkmadan önce malın performans testinin yapıldığına ilişkin bir sertifika isterler. Menşei işaretnamesi istenebilir, gibi gibi bunlar uzatılabilir.

Fatura, vade, teyitli yahut teyitsiz olması, daha sonra ödeme tarihi, uygun belgelerin ibrazı halinde akreditifin hangi tarihte ödeneceği, akreditif metni içerisinde yer alan unsurlardır. Akreditifin hangi tarihte ödeneceği ile vadesi farklı hususlardır; hangi tarihte ödeneceği, ödeme günü terimi ile ifade edilir. Akreditif, ödeme gününde banka tarafından ödenecektir, ya da banka direkt ödemeyi yapmaz, rambursman hesapları vardır her bankanın orada o da üçüncü bir ödeme bankası vardır ama bu her zaman olmak zorunda değildir.

Bu şekilde akreditif metni, şifreli bir mesajla hazırlanır. Referans numarası olur. Daha sonra, ihbar bankasının bilgisayarlarına düşer, banka da kodunu girerek ekranda kendisine gelen akreditifi görür.

Bu akreditif gerçek anlamda ne zaman confirm olur, yani onaylanır? Alıcının bankası satıcısına ihbar edip teyidini eklediği an onaylanır, o zaman icap kabul ediyor, banka confirm etmeden de ihbar edebilir. Satıcı, bir başka bankaya bana Türkiye’den gelecek akreditif için teyit verir misiniz diye müzakereye başlar, İtalya’da başka bir banka bulur örneğin.

Akreditiften geri dönülebilir mi?

Akreditifte, amir bankanın geri dönülemez bir taahhüdü vardır. Tek taraflı, geri dönülemez bir taahhüt. Geri dönülebilir akreditif Türk hukukunda mümkün değildir.

Akreditifte belgelerin ibrazı

Bu akreditifi gördü, aynen şu metni satıcının bankası teyit ekleyerek ihbar eder. O zaman satıcı da bilir ki, Türkiye’den ABC Limited Şirketi bana akreditif göndermiş, daha önce benim onlarla yapmış olduğum sözleşmelere uyuyor demek ki ben şu tekstil faturasını yüklersem onun ilgili belgelerini akreditifin son kullanım tarihi itibariyle (akreditif vadesi 1 ekim 2017 demiştik), 1 ekim 2017’ye kadar teyit bankasına bu belgeleri ibraz etmek zorunda. Akreditifin son kullanım tarihi, belgelerin en son ibraz edilebileceği tarihtir. Belgelerin nereye, hangi bankaya ibraz edileceğinin sorusunun cevabı akreditifin teyitli olup olmamasına göre değişir.

Akreditif teyitli ise en son kullanım tarihi itibariyle teyit bankasında olması lazım, çünkü teyit bankası da ilk belgeleri görecek, ona ibraz edildiği anda belgeler uygunsa ödemeyi yapacak. En son kullanım tarihi itibariyle teyit bankasında olacak.

Akreditif teyitli değil ise, ihbar bankası söz konusu ise o zaman amir bankada olması lazım en geç 1 ekim 2017 tarihinde belgelerin.

Uluslararası yeknesak kurallar vardır, akreditiflere ilişkin bir örnek kurallar bulunmaktadır ve şu an yürürlükte olan, 600 sayılı kurallardır.

Satıcı belgeleri ibraz ettiğinde, bankanın belgeleri inceleyip akreditif koşullarına uygun olup olmadığına karar verebilmesi için 5 iş günü süresi vardır. 5 iş gününde cevap vermezlerse bankaların uygun bulmuş olduğu kabul edilir ve taahhütleri yürürlüğe girer.

Eğer uygun değillerse, bankalar belgelerin ibraz edenlerin emrine amade tutmak koşulu ile belgeleri iade ederler.

Buna “rezerv koymak” diyoruz uygulamada, bu çok önemlidir, eğer bir akreditife rezerv konuluyorsa, o rezervler akreditifin en son kullanılacağı tarihe kadar tekrar düzeltilebilir, düzeltilmezse akreditifin kullanılabileceği son tarih sorumluluk biter.

Düzeltilmezse akreditiften dolayı sorumluluk biter. O yüzden son güne bırakamazsınız. Son gün bıraktın, teyit bankasına ibraz ettin diyelim; 1 Ekim 2017 vadesi, 1 ekim 2017’de gidip bankaya ibraz ettin, bir baktın ki teyit bankası incelemeyi yaptı, konişmentoda bir farklılık var, bir asıl 4 kopya deniyor örneğin ama sadece bir aslı koymuş 4 kopya konulmamış, adreste küçük de olsa bir hata var, ya da başka bir uyumsuzluk var, buna rezerv deniyor; bu rezervleri koyduğu an, bildirdiği anda teyit bankasının artık ödeme yükümlülüğü yok. Adamın tekrar süresi varsa tekrar, 1 Ekim’e kadar eksikliği düzeltebilir, eksikliği giderip tekrar ibraz eder, düzgünse teyit bankasının ödeme yükümlülüğü vardır. İşte incelemek için de teyit bankasının 5 iş günü süresi var, diyelim belgeler geldi teyit bankası inceledi belgeler uygun dedi, doğru düzgün incelerse bir günde de inceleyebilir, beş iş günü beklemeye gerek yoktur illa, uygun dediği anda satıcıya karşı o akreditifin ödeme vadesi olan konişmento tarihi + 90 gün sonrasında artık kesin bir  ödeme taahhüdü doğmuştur, akreditife teyit eklediği anda, aynı zamanda içinde o yetkiyi de barındırıyor akreditifi koşulları uygun bulman halinde ben ödeyeceğim, sen de ödeyebilirsin diyor. Burada sorun şuradan yaşanmaktadır: banka akreditif koşullarını uygun buldu ya işte hala iş bitmiyor, teyit bankası aldığı belgeleri amir bankaya da göndermek zorunda o da inceleyecek, birinin uygun bulduğuna diğeri uygun değil derse kendi aralarında papaz olacaklar. Uygun değildir diyerek amir bankaya gönderse ne olacak? Banka, o 5 günü sonuna kadar bekliyor, o arada amir bankaya soruyor bak bir doğru mu, doğruysa göndereceğim ne diyorsun diyor, bunun da teyidini aldıktan sonra zaten tamam diyor ama bazı olaylarda bu teyit alınamayabiliyor. Çok geç gönderildiyse belgeler o zaman öyle oluyor.

Eğer akreditif teyitli değilse, banka ihbar bankasıysa zaten herhangi bir yükümlülüğü yok ama yine de rezerv incelemesi yapıyor. Ben şöyle bir uygunsuzluk buldum, rezerv koyuyorum, ne dersin düzeltecek misin yoksa amir bankanın onayına mı göndereyim diyor. Belki küçük bir uygunsuzluk, önemli değil diyip kabul edecek. Sonuç itibariyle en son karar verecek olan, malı alacak olan adam. Dolayısıyla böyle bir silsile var.

İhbar bankası olduğunu varsayalım, ihbar bankası satıcıya burada böyle bir uyumsuzluk var ne dersin dedi, satıcı iki şey diyebilir ya geri gönder düzelteyim ya da olduğu gibi gönder ben alıcıyla anlaşacağım der.  Bu da “rezerv tahtında göndermek”tir. Rezerv tahtında gönderiyorum diyip alıcının bankasına gönderir, amir bankanın da inceleme süresi o gün itibariyle başlar ve yine 5 günlüktür, o da inceler ilave rezerv bulursa ihbar bankasından gelen, hem kendisinin bulduğu hem de ihbar bankasının bulduğu rezervlerle birlikte, alıcının yani ithalatçının onayına sunar, ithalatçı kabul ederse sorun yok, kabul etmezse akreditifin son kullanım tarihi 1 Ekim’di ya, teyitsiz olduğu için 1 ekim’e kadar alıcının bankasına gelmesi lazım, teyitli olsaydı 1 Ekim’e kadar o düzeltilebilirdi.

Özet olarak diyebiliriz ki: Akreditif, uluslararası bir ödeme yöntemidir. Belli belgelerin ibrazı karşılığında malın, mal bedelinin ödeneceğinin alıcı adına alıcının bankası veya satıcının bankası tarafından satıcıya taahhüt edildiği sistemdir. Sadece alıcının bankasının taahhüdü söz konusu ise bu teyitsiz akreditiftir, satıcının bankasının da satıcıya karşı ödeme taahhüdü varsa bu teyitli akreditiftir. Teyitsiz akreditifte sadece alıcının bankası, akreditifin koşullarına uygun davranılması kaydıyla ödeme taahhüdü altındadır. Teyitli akreditifte, alıcının bankasının yanında, onunla eş düzeyde satıcının bankası da satıcıya karşı sorumludur. Müteselsil bir sorumluluk vardır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

two × 3 =

DANIŞMA HATTI

Kor Avukatlık ve Danışmanlık. Bu sitede bulunan bütün içerik, Türkiye Barolar Birliği’nin Meslek Kurallarına uygun şekilde tasarlanmış olup sadece bilgilendirme amaçlıdır.                             

Copyright © KorHukuk 2020