İzale-i Şuyu Davası

Ağustos 11, 2020by Av. Cemre Bingöl0

İzale-i Şuyu Davası (Ortaklığın Giderilmesi)

İzale-i şuyu veya ortaklığın giderilmesi,Türk Medeni Kanunu’nun 698. maddesinde düzenlenmiş olup elbirliği mülkiyeti veya paylı mülkiyet hakkına konu taşınmaz üzerinde, mevcut mülkiyet ilişkisini sona erdirerek bireysel mülkiyete geçmeyi sağlayan dava çeşididir.

Taşınmaz hakkında bir işlem yapılması hususunda, taşınmazın maliki (mülkiyet hakkı sahibi) olan hissedarların ortak hareket etme imkanı bulunmuyorsa, hissedarlardan her biri, ortaklığın giderilmesini isteme hakkına sahiptir. Bu dava, bir veya birden çok paydaş tarafından açılır ve taşınmaz üzerinde hisse sahibi olan diğer tüm paydaşlara karşı açılması gerekir.

İzale-i şuyu davasının kazananı ve kaybedeni yoktur, bu davada esasen davacı ve davalı sıfatları da iç içe geçmiş durumdadır. Bu nedenle, dava sırasında ortaya çıkacak yargılama harç ve giderleri de dava sonucunda tüm ortaklar arasında bölüştürülür.

İzale-i şuyu davasında davacı ve davalı sıfatlarının birleşmesinin en çarpıcı örneklerinden biri, feragat (davadan vazgeçme) hakkının dahi davacı tarafından tek başına kullanılamamasıdır. Medeni usul hukukumuza göre feragat davayı sona erdiren tek taraflı bir usul işlemi iken; izale-i şuyu davasında davacının tek başına yapacağı feragat, davayı sona erdirmemektedir.

İzale-i şuyu yani ortaklığın  giderilmesi davalarında, davacı davasından feragat etse dahi, diğer ortakların tümü de aynı şekilde feragat etmediği sürece dava görülmeye devam eder. İzale-i şuyu, taşınmaz mallar için açılabildiği gibi taşınır mallar için de açılabilmektedir ancak uygulamada taşınır mallar için bu davanın açıldığına pek rastlanılmamaktadır.

İzale-i şuyu davasının tipik örneğine miras hukukunda rastlanır. Zira, terekeye (miras bırakanın malvarlığı) konu taşınmaz mallar üzerinde tüm yasal mirasçıların elbirliği halinde mülkiyeti söz konusudur ve tarafların anlaşma ihtimali olmaması halinde bu davanın açılması gündeme gelmektedir.

Paylı Mülkiyet ve Elbirliği Mülkiyeti Arasındaki Farklar

Paylı Mülkiyet

Paylı Mülkiyet, bir taşınmaz üzerinde birden çok kişinin hissesi bulunuyor ve bu taşınmazın hissedarlarından her biri, kendi hissesi üzerinde serbestçe tasarruf edebiliyorsa o taşınmaz üzerinde paylı mülkiyet kuruludur. Paylı mülkiyette herkesin hissesi belirlidir. Paydaşlar tarafından aksine bir anlaşma yapılmadıkça, bütün paylar eşittir.

Elbirliği Mülkiyeti

Elbirliği mülkiyetinde ise, yine bir taşınmaz üzerinde birden çok kişi mülkiyet hakkı sahibidir ancak bunlardan her birinin payı bireysel olarak belirlenmemiştir ve tüm paydaşların rızası olmadan o taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkından doğan yetkilerin kullanılması mümkün değildir. Elbirliği mülkiyetinin tipik örneği, mirasta kendini göstermektedir.

Paylı mülkiyeti bir portakala benzetirsek, elbirliği halinde mülkiyeti bir elmaya benzetebiliriz. Nitekim, paylı mülkiyette paydaşların her birinin payı “bölünmüş” dilimler gibidir, elbirliği mülkiyetinde ise bütün bir elma söz konusudur, elmanın birden çok sahibi vardır ve kimin bu elma üzerinde ne kadar payı olduğu belli değildir.

İzale-i şuyu tam da bu noktada devreye girer. Esasen, elbirliği mülkiyetinde paydaşların bu mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürülmesini talep etme hakkı da bulunmaktadır. İzale-i şuyuda ise ilgili taşınmaz eğer bölünebilir bir taşınmaz ise her bir hissedara hissesi oranında denk düşecek şekilde taşınmazın hisselere ayrılması; eğer bu mümkün değilse satışa çıkarılması söz konusu olur.

Paylı mülkiyete konu taşınmaz için İzalei Şuyu Davası açılabilir mi?

Uygulamada “hisseli tapu” olarak da bilinen paylı mülkiyete konu taşınmazlar hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılması hukuken mümkündür.

Paylı mülkiyet konusu taşınmazda ise her bir paydaş kendi payı üzerinde serbestçe tasarruf edebilmektedir. Buna rağmen, kanun, paylı mülkiyet konusu taşınmazlar üzerinde de izale-i şuyu davası açılabilmesine imkan tanımıştır.

Kanunun lafzı her ne kadar açıkça bu davanın açılabileceği yönünde olsa da; paylı mülkiyete konu taşınmazda izale-i şuyu davası açılıp açılmayacağı sorusunun cevaplanması için bizce Türk Medeni Kanunu incelenerek sistematik ve amaçsal yorum yapılmalıdır. Sistematik yorum, kanunun ilgili hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesini gerektirir. Amaçsal yorum ise ilgili kanun hükmünün konuluş amacını irdeler.

Paylı mülkiyete konu taşınmaz hakkında izale-i şuyu davası açılabilmekte ise de; böyle bir taşınmaz hakkında malın bölüştürülmesi yani aynen taksimi talep edilemez zira taşınmaz zaten bölüştürülmüş durumdadır ve aynen taksimde hukuki yarar bulunmamaktadır.

Kanaatimizce, paylı mülkiyete konu taşınmaz hakkında, ortaklığın ancak ve ancak satış suretiyle giderilmesi talep edilebilir. Bunda da, paylı mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde her bir paydaşın bağımsız tasarruf hakkı varken ve diğer paydaşların rızasını almaksızın kendi payını devredebiliyorken neden böyle bir dava açma yoluna gitsin sorusu akla gelecektir.

Somut bir örnek vermek gerekirse, birden çok hissedarı olan, söz gelimi üç ayrı paydaşı olan bir arsa düşünelim. Bu arsa üzerine bir bina yapılmak isteniyor ancak iki paydaş buna rıza gösteriyor, paydaşlardan üçüncüsü ise itiraz ediyor ve hiçbir surette arsayı onlara yahut bir üçüncü kişiye satmaya yanaşmıyor. Arsanın niteliği itibariyle, o üçüncü paydaşa ait hisse olmadan herhangi bir şekilde değerlendirilmesi mümkün değil.

Böyle bir durumda, arsalarını bina yaparak değerlendirmek isteyen paydaşlar, diğer paydaşa karşı ortaklığın giderilmesi davası açabilir ve arsanın satışında da bu paydaşların üçüncü paydaşa ait hisseyi öncelikli alma hakkı olur. İşte böyle bir durumda, izale-i şuyu davası açılabilmektedir.

İzale-i şuyu davasında ihtiyati tedbir kararı alınabilir mi?

İhtiyati tedbir, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen bir geçici hukuki koruma müessesidir. İzale-i şuyu davasında, dava açılırken beraberinde ihtiyati tedbir de talep edilebilir. İhtiyati tedibr ile, dava devam ettiği sürece, uyuşmazlık konusu taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesinin engellenmesi amaçlanır.

Taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyeti söz konusu ise zaten paydaşların tümünün rızası olmadan herhangi bir devir (satış) işlemi yapılamayacağından, ihtiyati tedbir talebinin de bir anlamı yoktur. Dolayısıyla, ihtiyati tedbir talep edilse dahi, mahkeme, hukuki yarar yokluğu nedeniyle bu talebi reddedecektir.

Taşınmaz üzerinde paylı mülkiyet söz konusu ise, ihtiyati tedbir talebi daha anlamlı olacaktır. İzale-i şuyu davasında taşınmazın mülkiyet hakkına ait herhangi bir uyuşmazlık yoktur ve dava devam ettiği sürece taşınmazın paydaşlarından her biri, kendi payına denk düşen hisseyi bir üçüncü kişiye devredebilir.

İhtilaflı bir taşınmazın hissesinin devredilmesi, birçok soruna yol açabilmekte ise de; hukuken bu devri ihtiyati tedbir kurumuna başvurarak engellemek mümkün değildir. Nitekim, taşınmazın üçüncü kişiye devri halinde diğer paydaşlar yasal önalım hakkını kullanarak tapu iptali ve tescili talep edebilirler.

Kanunun paydaşlara tanıdığı böyle bir hak varken ve paylı mülkiyette herkesin kendi payı üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği hususu genel kuralken, ihtiyati tedbir yoluyla diğer paydaşların mülkiyet hakkının kısıtlanması mümkün görünmemektedir. Mevzuat hükümleri detaylı olarak incelendiğinde, gerek sistematik gerek amaçsal yorum ile bu sonuca varılmaktadır.

Bununla birlikte, ihtiyati tedbir talepleri her bir somut olay bakımından özel olarak değerlendirilmelidir. Paylı mülkiyete konu taşınmazlar bakımından ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği kesin olarak söylenemez. Durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkemenin kendi takdirine bağlı olarak, paylı mülkiyete konu bir taşınmaz bakımından açılmış izale-i şuyu davası kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkündür.

İzalei Şuyu Davası Ne Kadar Sürer ?

Bilindiği üzere,Türk hukukunda yazılı yargılama usulü esas olduğundan dilekçeler aşamasının tamamlanması ve delillerin toplanması uzun bir süreye yayılmakta ve mahkemenin yoğunluğuna göre bu süreç değişiklik arz etmektedir. Kesin bir tarih vermek mümkün olmamakla birlikte, bu tür hukuk davalarının yaklaşık bir ya da iki yıl civarında karara çıktığını söyleyebiliriz.

İzale-i şuyu davasında görevli mahkeme neresidir?

İzale-i şuyu davasında görevli mahkeme, sulh hukuk mahkemesidir.

İzale-i şuyu davasında yetkili mahkeme neresidir?

İzale-i şuyu davasında, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

İzale-i şuyu davası açarak ortaklığın yalnızca bir kısmının giderilmesi istenebilir mi?

İzale-i şuyu davasında, ortaklığın yalnızca bir kısmının giderilmesi istenemez; dava, taşınmazın tüm hissedarlarına karşı açılmalıdır. Eğer dava tek bir hissedara karşı açılmış olsa bile taşınmazın başka hissedarları varsa, mahkeme, resen onların da davalı olarak eklenmesine karar verebilir.

İzale-i Şuyu Hakkında Emsal Yargıtay Kararları

İzale-i şuyu davası ile ilgili emsal Yargıtay kararlarına ulaşmak için, Yargıtay’ın resmi internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

İzale-i Şuyu Davası hakkında aklınıza takılan soruları yorumlar kısmında sorabilir, gayrimenkul hukuku avukatı olarak sizi temsil etmemiz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

14 − two =

DANIŞMA HATTI

Kor Avukatlık ve Danışmanlık. Bu sitede bulunan bütün içerik, Türkiye Barolar Birliği’nin Meslek Kurallarına uygun şekilde tasarlanmış olup sadece bilgilendirme amaçlıdır.                             

Copyright © KorHukuk 2020