İdare HukukuMeslekten Çıkarma Cezası ve İptali

Mart 24, 2022by Cemre Bingöl0

Meslekten çıkarma cezası ve iptali konusu hakkında, ofisimizin değerli Avukatlarından Av. Sinem KILIÇ ile birlikte detaylı bir yazı hazırladık.

“Meslekten çıkarma cezası ve iptali” genel başlığı altında, devlet memurluğundan çıkarma ve meslekten çıkarma cezasının farklarını, meslekten çıkarma cezası verilmesine sebep olan fiilleri ve meslekten çıkarma cezası alan kişinin başvurabileceği yasal yolları ele alacağız.

Aşağıda, konu başlıklarımız bulunmakta olup okumak istediğiniz başlığın içeriğine doğrudan ulaşabilirsiniz.

    1. Giriş
    2. Meslekten Çıkarma Cezası Nedir
    3. Meslekten Çıkarma Cezasına Sebebiyet Veren Fiiller
    4. Meslekten Çıkarma Cezasının Memurluktan Çıkarma Cezası ile Farkı
    5. Meslekten Çıkarma Cezasından Doğan Uyuşmazlıklar
    6. Meslekten Çıkarma Cezasına Karşı Dava Açmak
    7. Meslekten Çıkarma Cezasının İptali Davası
    8. Meslekten Çıkarma Cezasına Karşı Dava Açma Süresi
    9. Meslekten Çıkarma Cezası ve Yürütmeyi Durdurma
    10. Meslekten Çıkarma Cezası ile İlgili Danıştay Kararları

Giriş

Meslekten çıkarma cezası, kamuda görev yapan meslek grupları bakımından her biri kendi özel kanununun ilgili disiplin hükümlerinde düzenlenmiştir. Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenmiş olan memuriyetten çıkarılma cezası ile niteliği itibariyle farklıdır. Devlet memurunun bir suça karışması ve ceza alması halinde, meslekten çıkarma değil memuriyetten çıkarılma durumu söz konusu olur. Her iddianamede yer alan bir madde vardır: 5237 Sayılı Kanun’un “hak yoksunluğu”nu düzenleyen 53. maddesi. İşte bu memuriyetle ilgili maddedir, her ne sebeple olursa olsun bir suçtan dolayı ceza alan kişi, cezanın infazı süresince memuriyet yapamaz. Meslekten çıkarma cezası ise kişinin doğrudan mesleğiyle alakalı fiillerden dolayı kişiye uygulanan yaptırımdır.

Kolluk kuvvetleri bakımından meslekten çıkarma cezaları, 7068 Sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunda, üçüncü bölümde, “Disiplinsizlik ve Cezaları” başlığı altında düzenlenmiştir. Kolluk kuvvetleri için en ağır yaptırım meslekten çıkarma cezasıdır.

Meslekten çıkarma cezası konusu esasen oldukça geniş kapsamlı bir konudur ve Mevzuat hükümlerine detaylı olarak çalışılması gerekir. Meslekten çıkarma cezası alan bir kişinin tecrübeli bir avukatın yardımından faydalanması, istediği sonuca en kısa sürede ve en pratik şekilde ulaşmasını sağlayacaktır.

Meslekten Çıkarma Cezası Nedir

7068 Sayılı Kanun’un yedinci maddesinin (e) bendine göre, Meslekten çıkarma cezası, emniyet, jandarma veya sahil güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarmayı ifade eder. Yedinci maddenin ikinci fıkrasında, “Kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir” denilmek suretiyle İdareye takdir hakkı verilmiş ve işlenen fiil doğrudan meslekten çıkarma cezasına sebebiyet veren bir fiil olsa bile, kurumdaki geçmişi iyi olan personeller için bir alt kademe cezanın uygulanmasına olanak tanınmıştır. Yani disiplin cezasında bir alt ceza uygulaması bu Kanunda da özel olarak düzenlenmiştir. Memurluktan çıkarma cezasının bir alt cezası kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıdır. Bu noktada takdir hakkı somut olayın özelliklerine göre ve ölçülü şekilde kullanılmalıdır. Örneğin, ilgili memurun önceden aldığı bir disiplin cezası yoksa, alt ceza uygulanmalıdır.

Meslekten Çıkarma Cezasına Sebebiyet Veren Fiiller

Meslekten çıkarma cezasının uygulanmasına sebebiyet veren fiiller, Kanunda ayrıntılı şekilde açıklanmıştır. Buna göre, görevin yerine getirilmesine ayrımcılık yapmak, dil, ırk, cinsiyet, din, mezhep, düşünce, felsefi inanç gibi sebeplerden dolayı personeller arasında ayrımcı davranışlarda bulunmak, görev yapılmaması için diğer personelleri kışkırtmak, amirlere karşı çıkmak, görev yapılmasını engellemek, yetki ve nüfuzunu başkalarına çıkar sağlamak için kullanmak, hizmetle ilgili belgeleri yetkisiz kişilere vermek, sırları yaymak, suç kanıtlarını kasten yok etmek, gerçeğe aykırı rapor düzenlemek, mesleğin saygınlığını zedeleyecek uygunsuz yerlere gitmek gibi birçok fiil, meslekten çıkarma cezasını gerektirmektedir. Görev sırasında alkol kullanmak veya göreve sarhoş gelmek de meslekten çıkarma cezası sebepleri arasında sayılmıştır. Bunun gibi daha pek çok fiil bulunmakta olup ağırlaştırıcı nedenler de bulunmaktadır.  Somut olayın özelliklerine göre Kanun hükümleri karşısında durum değerlendirmesi yapmak gerekir.

Meslekten Çıkarma Cezasının Memurluktan Çıkarma Cezası ile Farkı

Devlet memurluğundan çıkarma

MADDE 9- (1) Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca, aşağıdaki filleri işleyen personel de Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılır;

  1. a) Ülkenin bağımsızlığını zedelemeye, bütünlüğünü bozmaya ve milli güvenliği tehlikeye düşürmeye yönelik herhangi bir faaliyette bulunmak veya aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, vakıf, dernek ve benzeri teşekküle katılmak, bunlara yardım etmek veya bu yapılarla ilişki içerisinde bulunmak.
  2. b) İşkence yapmak.

Devlet memurluğundan çıkarma cezası, devlet memurunun bir daha hiçbir surette devlet memurluğuna atanamamak üzere meslekten çıkarılmayı ifade eder. Yani meslekten çıkarma cezası verilen kolluk kuvvetleri bir daha kolluk kuvvetleri mensubunda çalışamazken diğer kamu kurumlarında çalışabilmesi mümkündür. Fakat devlet memurluğundan çıkarma cezasının verildiği hallerde meslekten çıkarılan personelin bir daha devlet memurluğuna atanabilmesi mümkün değildir. Bir örnekle açıklamak gerekirse, bir polis memuru meslekten çıkarılırsa tekrar polis memuru atanamaz fakat bir kamu kurumuna memur olarak atanabilir. Aksi bir durumda ise meslekten çıkarılan kamu kurumunda çalışan bir memur meslekten çıkarılırsa artık hiçbir şekilde tekrar devlet memurluğuna atanma şansı bulunmamaktadır.

Devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren filler kanunda sayma yoluyla belirtilmiştir. Bunun dışında bazı özel kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle de kamu görevinden çıkarma halleri düzenlenmiştir. Özellikle 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından ülkemizde çok fazla devlet personeli ve askeri personel OHAL kararnamesiyle meslekten çıkarılmıştır.

Meslekten çıkarma cezası, meslekten çıkarılan devlet personelini veya askeri personeli yalnızca şahsi olarak değil aynı zamanda bu kişilerin ailelerini de fazlaca etkilemektedir. Dolayısıyla bu konuda oldukça titiz davranılması ve kişilerin haklarını bilmeleri çok önemlidir. Bu kapsamda bir avukat yardımından faydalanmak kişilerin hak kaybına uğramaması açısından önem taşımaktadır.

Meslekten Çıkarma Cezasından Doğan Uyuşmazlıklar

Bu kısa açıklamalarımızdan sonra bizim için asıl önemli olan kısma yani meslekten çıkarma cezasının sebebine değil de sonucuna, meslekten çıkarma cezasının iptaline gelecek olursak; ilk olarak belirtmemiz gereken şey meslekten çıkarma cezasının iptali davasının bir idari işlem niteliğinde olduğudur. İdari işlem niteliğinde olmasının sonucu olarak da 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca idare mahkemesinde dava açılacaktır. Görevli mahkemeyi idare mahkemeleri olarak belirledikten sonra yetkili mahkemeye gelecek olursak, kişinin son çalıştığı yer idare mahkemesi de yetkili mahkeme olarak karşımıza çıkacaktır. Meslekten çıkarma davasında davalı taraf kişinin çalışmış olduğu kurum olacaktır. Örneğin Emniyet Genel Müdürlüğünde çalışan bir personel meslekten çıkarma disiplin cezasının iptali için davayı Emniyet Genel Müdürlüğüne karşı açacaktır.

Meslekten Çıkarma Cezasına Karşı Dava Açmak

Meslekten çıkarma cezasının iptali için kararın tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılabilir. 60 günlük süre hak düşürücü süre olup davalı idare tarafından öne sürülmese bile mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınıp davanın süresinde açılmaması dolayısıyla reddolunacaktır. Benzer şekilde 657 sayılı Kanunun 127. maddesinde, memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı ve disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı ifade edilmiştir.

Meslekten Çıkarma Cezasının İptali Davası

Meslekten çıkarma cezasının iptali davasında davacı yürütmenin durdurulmasını da talep edebilir. Bu kapsamda yürütmenin durdurulması için ayrı bir dava açılmasına gerek bulunmamaktadır. Hatta daha doğru bir tabirle yürütmenin durdurulması için ayrı bir dava açılamaz. Bu kapsamda kanun koyucu kesin bir sınır çizmiştir. Yürütmenin durdurulması talebi ancak meslekten çıkarma cezasının iptali davası ile birlikte talep edilebilir. Ve yürütmenin durdurulması kararı ihtiyari olup, davacı yürütmenin durdurulmasını talep etmeden mahkeme yürütmenin durdurulmasına karar veremez. Yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararın reddine bölge idare mahkemesinde 7 gün içerisinde itiraz edilebilir. Bölge idare mahkemesinin meslekten çıkarma cezasının iptalinde yürütmenin durdurulması itirazına ilişkin verdiği kararlar kesindir.

Meslekten Çıkarma Cezası ile İlgili Danıştay Kararları

Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/8118 E. 2021/1672 K.

  • Meslekten Çıkarma Cezası
  • 7068 Sayılı Kanun

İstemin Konusu: … İdare Mahkemesi’nce verilen… günlü, E: K: sayılı kararın bozulmasına dair Danıştay Beşinci Dairesi’nin 18/12/2018 günlü, E:2016/56507, K:2018/18485 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

Dava Konusu İstem: Dava; … İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, “genelev ya da tek başına fuhuş yapılan yerlerde, bar, pavyon, gazino vb. yerlerde çalışan kadınlarla ya da çevresinde iffetsizlikle tanınan kadın ya da erkeklerle karı-koca gibi yaşamak ya da ilişki kurmak” fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/16. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun… günlü, … sayılı kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: … İdare Mahkemesi’nin… günlü, E: K: sayılı kararıyla; davacının 24/12/2010 tarihinde… Otelinde C.D. isimli şahıs ile aynı odada birlikte kalması eylemi nedeniyle bu tarihten itibaren iki yıl içerisinde (en geç 24/12/2012 tarihinde) disiplin cezası ile cezalandırılmasının mümkün olduğu, dava konusu disiplin cezası 05/08/2015 tarihinde tesis edildiğinden, anılan eylemin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmasına hukuken olanak bulunmadığı, soruşturma dosyasındaki diğer deliller olan mesajlaşma ve arama kayıtlarının ise içeriğinin bilinmediği, bu durumda davacıya isnat olunan “çevresinde iffetsizlikle tanınan erkeklerle karı-koca gibi yaşamak ya da ilişki kurmak” fiilinin her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delillerle ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/16. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun dava konusu… günlü, … sayılı kararının iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir

Anılan kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Beşinci Dairesi’nin 18/12/2018 günlü, E:2016/56507, K:2018/18485 sayılı kararıyla; davacının, C.D. isimli şahısla otelde aynı odada birlikte kalması ile telefonla ve internet üzerinden iletişim kurması fiilleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, “çevresinde iffetsizlikle tanınan erkeklerle ilişki kurmak” eyleminin sübuta erdiği, her ne kadar C.D. isimli şahısla 2010 yılından sonra bir araya gelerek görüşmese de, 25/08/2013 tarihi itibarıyla mesajlaşma ve telefonlaşma şeklinde ilişkisini sürdürdüğü anlaşılmakta olup, davacının süre gelen bu fiilleri nedeniyle 2 yıllık ceza verme zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilmesine imkân bulunmadığı ve davacının fiillerinin Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/16. maddesinde düzenlenen fiiller ile örtüştüğü, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, İdare Mahkemesi kararı bozulmuştur.

Hukuki Değerlendirme: Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, “yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımaması nedeniyle, Anayasa’nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu” gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanan, 7068 sayılı “Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu sebeple, dava devam ederken, davacının fiiline uygulanacak disiplin cezasına ilişkin mevzuatta değişiklik olması nedeniyle uyuşmazlığın çözülebilmesi için öncelikle davacının işlediği fiile hangi mevzuat hükmünün uygulanması gerektiği hususunun karara bağlanması gerekmektedir.

Ceza hukuku kökenli bir ilke olan ancak zaman içinde hukukun tüm dallarında geçerli bir ilke olarak benimsenen lehe olan hükmün uygulanması ilkesi; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiilin sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması durumunda, failin lehine olan sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.
İdare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmakta ise de, yukarıda yer verilen lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır.

Yukarıda yer verilen ve davacının eylemine karşılık gelen eski düzenleme ile yeni düzenleme birlikte incelendiğinde, madde metninden de anlaşıldığı üzere, davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesinde yer alan ceza ile cezalandırılmasına temel olan disiplin suçunun, sonraki tarihli Kanun ile fiilin çerçevesi daha daraltılarak yeniden düzenlendiği görülmektedir.

Bu bağlamda, davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına temel olan eyleminin sınırlarının belirlenmesinde mevcut hukuki durum itibarıyla lehe düzenleme yapılmış olması ve “suç ve cezada lehe olan kuralın uygulanması” kuralının disiplin yaptırımları yönünden de geçerli bir ilke olması karşısında, mevzuat değişikliği ile oluşan yeni hukuki durum uyarınca, dava konusu disiplin cezasının dayanağı Tüzük hükümleri ile 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin Kabul Edilmesine Dair Kanun hükümlerinin karşılaştırılması ve davacı lehine olan hüküm dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle;

  1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE;
  2. … İdare Mahkemesi’nce verilen… günlü, E: K: sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA;
  3. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası uyarınca ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 29/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YÜRÜTMENİN DURDURULMASINA KARAR VERİLMESİ

İDARE MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/…

KARŞI TARAF (DAVALI): MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI / ANKARA

VEKİLİ: AV.

İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, …… emrinde görev yapmakta (açıkta) iken Kamu Görevinden Çıkarılmasına yönelik tesis edilen Millî Savunma Bakanlığı’nın …. Tarih, … sayılı işleminin; hukuki dayanaktan yoksun olduğu, hakkında Ankara … Ağır Ceza Mahkemesinde açılan ve yalnızca ankesörlü telefon aramalarına dayanan ceza davasında …. Tarihinde beraat kararı verildiği, yine bu davada hiçbir örgütsel tespit bulunmadığı ileri sürülerek iptali ile yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMA ÖZETİ: Davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisaklı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesi nedeniyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 7145 sayılı Kanunla eklenen Geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarıldığı, işlemde hukuk ve mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Uyuşmazlık konusu olayda; davacı hakkında düzenlenen iddianameye dayalı olarak Ankara … Ağır Ceza Mahkemesi’nin sayılı dosyasında açılan davada, “……….Sanığa isnat edilen ankesör/sabit hat aramalarına ilişkin olarak sanığın GSM hattının ve sabit/ankesör hatların HTS kayıtları BTK’dan celp edilerek adli bilişim uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş olup; ……. …ilinden 2009 yılında 2 kez, 2010 yılında 13 kez, … ilinden 2010 yılında 4 kez, Ankara ilinden 2013 yılında 20 kez, 2014 yılında 35 kez arandığı görülmüştür…… Bu arama kayıtlarına bakıldığında; sanığın …, …ve Ankara illerindeki sabit hatlardan arandığı, aramaların 2009-2014 yılları arasında genelde aynı günlerde birden fazla kez yapıldığı, gün arama sayısının az olduğu, aramaların periyodik nitelik arz etmediği sanığın arandığı …. İlinde görev yapmadığı, sanığın görev yaptığı …,…ve … illerindeki sabit hatlardan arama kaydının olmadığı, asker şahıslarla ardışık aranmadığı, dosyada mevcut aramalar dışında başka delil bulunmadığı, sanığın 2015 yılı ve sonrasında aranmalarının olmadığı anlaşılmıştır. …sanığın ankesör/sabit hatlardan aranmaları var ise de aramaların Yargıtay 16. CD nin yukarıda alıntılanan kriterlerine tam bir uyum göstermediği, arama tarihlerinde sanığın astsubay olduğu, periyodik nitelik arz etmeyen arama işlemleri akabinde sanığın örgütsel faaliyet yaptığı ve böylece örgüt hiyerarşisine girdiğine dair delil olmadığı, arama sonuçlarından da bu sonucun kesin olarak çıkmadığı…… UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasından yapılan sorgulamada da başkaca bir delil de edilemediği silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi içi gerekli örgütle organik bağ kurulması ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunduğuna dair başkaca bir delil olmadığı, …….şüpheli sanık lehine düşünülmesi de gerektiğinden CMK’nın 223/2-e madde ve fıkrası gereğince beraatine’ karar verildiği, anılan kararın istinaf incelemesinde olduğu görülmektedir.”

Bu durumda; davacı hakkında yapılan adli yargılama neticesinde işleme dayanak gösterilen iddiaları da içine alacak şekilde beraatine karar verildiği, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davacının her türlü şüpheden uzak bir şekilde örgütle iltisak ve irtibatının ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Öte yandan açıkça hukuka aykırı olduğu saptanan dava konusu işlemin uygulanması halinde mesleğini yapmasının mümkün olmayacağından, davacı açısından telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açacağı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanun’un 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, kararın tebliğini izleyen itibaren 7 gün içerisinde …. Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz yolu açık olmak üzere, 09/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

twelve − 1 =

DANIŞMA HATTI

Kor Avukatlık ve Danışmanlık. Bu sitede bulunan bütün içerik, Türkiye Barolar Birliği’nin Meslek Kurallarına uygun şekilde tasarlanmış olup sadece bilgilendirme amaçlıdır.                             

Copyright © KorHukuk 2020