Vergi Ziyaı Cezasının İptali

Mayıs 6, 2021by Av. İrem Doğan0

Vergi ziyaı cezasının iptali konusu, vergi mahkemelerinin uğraştığı uyuşmazlıkların başında gelmektedir. Ülkemizde, vergi yükümlülüklerinin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle, devlet vergi zıyaına uğramakta ve bundan dolayı da zarara sebebiyet veren mükelleflere caydırıcı cezalar uygulamaktadır. Örneğin inceleme için defter ve belgelerin istenmesi ve bu belgelerin zamanında sunulmaması, sahte fatura düzenleme veya kullanma, beyanname vermeme gibi fiiller vergi zıyaına neden olmaktadır.

Vergi ziyaı cezasının iptali konusu ve “Vergi Ziyaı Cezasını İptal Ettirebilir Miyim?” sorusunun cevabı bu yazımızda tüm detayları ile anlatılmıştır.

  1. Vergi Mükellefi Kimdir?
  2. Vergi Ziyaı Nedir?
  3. Vergi Ziyaı Cezası Ne Kadardır?
  4. Vergi Ziyaı Cezasında İndirim Olur Mu?
  5. Verginin Sonradan Doğru Tahakkuk Edilmesi Vergi Ziyaını Ortadan Kaldırır Mı?
  6. Vergi Ziyaı Cezası Nasıl İptal Ettirebilir?
  7. Vergi Ziyaı Cezasına Karşı Dava Kaç Gün İçinde Açılmalı?
  8. Vergi Ziyaı Cezasının İptali İçin Açılacak Davalarda Yetkili Mahkeme Neresidir?
  9. Vergi Ziyaı Cezasına Karşı Açılan Dava Tahsili Durdurur Mu?
  10. Vergi Ziyaı Cezasının İptali İçin Dava Açmak İstiyorum. Dava Masrafı Ne Kadar Tutar?
  11. Emsal Yargı Kararları

vergi ziyai cezasinin iptali

Vergi Mükellefi Kimdir?

Vergi mükellefi, vergi kanunlarına göre bir takım maddi ve şekli ödevler altında olmakla birlikte ayrıca kamu alacaklısına belli bir miktarda borcu ödemek zorunda olan gerçek veya tüzel kişidir.

Vergi Ziyaı Nedir?

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 341. maddesine göre Vergi ziyaı, vergi mükellefenin veya sorumlusunun vergilendirmeye ilişkin maddi yada şekli ödevlerini verginin zamanında tahakkuk ettirilmesini veyahut da eksik tahakkuk ettirilmesine yol açacak şekilde yerine getirmemesini ifade eder.

341. maddenin ikinci fıkrasında ayrıca Şahsi, medeni haller, aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak veya benzer fiillerle verginin eksik tahakkuk ettirilmesine yahut da haksız yere geri verilmesine sebebiyet verilmesinin de vergi ziyaına yol açacağı hüküm altına alınmıştır.

Vergi Ziyaı Cezası Ne Kadardır?

213 Sayılı Kanun’un 344. Maddesinde vergi ziyaı cezası düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre vergi ziyaı cezası,ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarı olarak belirlenmiştir.

Kanun koyucu vergi ziyaına ilişkin düzenleme yaparken henüz vergi incelemesine başlanılmadığı veya takdir komisyonuna sevk gerçekleşmeden vergi beyannamesi verilmesi halinde uygulanacak vergi ziyaı cezasının birinci fıkrada öngörülen tutarın yarı oranında kesileceğini öngörerek vergi mükellefi yararına bir imkan tanımıştır.

Kanun koyucu ayrıca vergi ziyaına ilişkin olarak suçu ağırlaştıran nedenleri de 344. Maddenin ikinci fıkrasında göstermiş, bu hallerin varlığı halinde vergi ziyaı cezasının üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanacağına ilişkin düzenleme yapmıştır.

Vergi ziyaı cezasında cezanın ağırlaşmasına neden olan haller genel olarak 213 sayılı Kanun’un 359. Maddesinde düzenlenmiş olan Kaçakçılık Suçlarıdır. Örneğin;

  • Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar,
  • Sahte  veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar
  • Defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,
  • Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,

hakkında kesilecek vergi ziyaı cezaları üç kat arttırılacaktır. Dikkat edilmesi gereken bir başka husus bu fiillere ilişkin vergi ziyaı cezası kesilmesinin ayrıca 359. Maddede öngörülen cezaların da uygulanmasına mani olmayacaktır.Yani yukarıdaki fiiler ile vergi ziyaına neden olunduğu hallerde hem vergi ziyaı cezasının hem de kaçakçılık fiili için öngörülmüş ceza kesilecektir.

Vergi Zıyaı Cezasında İndirim Olur mu?

Vergi Usul Kanunu’nun Vergi zıyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında indirim yapılması hususunu düzenleyen 376. maddesinde Mükellefin belli şartları sağlaması halinde kesilen vergi zıyaı cezasında indirim yapılacağı düzenlenmiştir.  Vergi zıyaında indirim yapılmasının şartları olarak mükellefin vergi zıyaına konu tarh edilen vergiyi ve vergi zıyaı cezasının yarısını ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde vergi dairesine başvurarak vadesinde veyahut da 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse kesilen cezanın yarısı indirilecektir. Vergi dairesinin vergi ziyaı cezasında indirim yapmak veya yapmamak gibi bir takdir hakkı yoktur. Mükellefin bu şartları sağladığı hallerde vergi zıyaı cezasında indirim yapılacağına ilişkin hüküm emredici niteliktedir.

Ayrıca idare ile mükellef arasında uzlaşma sağlandığı hallerde, üzerinde uzlaşılan vergiyi ve vergi zıyaı cezasının yüzde yetmiş beşini uzlaşma tutanağı vergi ve cezaların ödeme zamanlarından önce ilgiliye tebliğ edilmişse kanuni ödeme zamanlarında; ödeme zamanları kısmen veya tamamen geçtikten sonra tebliğ edilmişse ödeme süreleri geçmiş olanlar uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödediği takdirde üzerinde uzlaşılan vergi zıyaı cezasının yüzde yirmi beşi indirilir.

Ancak Mükellef ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi zıyaı cezasını Kanunda öngörülmüş içinde ödemez veya yargılamaya konu ederse yukarıda bahsi geçen vergi zıyaı cezası indiriminden faydalandırılmaz.

Verginin sonradan doğru tahakkuk edilmesi vergi zıyaını tamamen ortadan kaldırır mı?

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 341. Maddesinde düzenlenen şekilde vergi zıyaına sebep olunması halinde verginin sonradan tahakkuk ettirilmesi veya tamamlanması veyahut  haksız iadenin geri alınması vergi zıyaı cezası kesilmesine engel teşkil etmeyecektir.

Vergi zıyaı cezası nasıl iptal ettirilir?

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 377.  maddesinde düzenlendiği üzere kendisine vergi zıyaı cezası kesilen mükellefler veya sorumlular vergi mahkemelerinde vergi zıyaı cezasına karşı dava açabilirler.

Vergi Ziyaı Cezasına Karşı Dava Kaç Gün İçinde Açılmalı?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. Maddesi gereğince vergi zıyaı cezalarına karşı vergi mahkemelerinde dava açma süresi 30 gündür.

30 günlük sürenin başlangıç tarihi olarak Vergiye ve vergi zıyaı cezalarından doğan uyuşmazlıklarda:

Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın;

tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin;

tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin;

tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı tarihi izleyen gün kabul edilir.

Vergi Zıyaı Cezasının İptali İçin Açılacak Davalarda Yetkili Mahkeme Neresidir?

2577 sayılı Kanun’un 37. Maddesinde vergi uyuşmazlıklarına karşı açılacak davalarda yetkili mahkemenin hangi yer mahkemesi olacağı gösterilmiştir. Buna göre vergi zıyaı cezalarının iptali talepli açılacak davalarda yetkili vergi mahkemesi ilgili vergi zıyaı cezasını kesen vergi dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir.

Vergi Ziyaı Cezasına Karşı Açılan Dava Tahsili Durdurur Mu?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkında Kanun’un Yürütmenin Durdurulmasına ilişkin 27. maddesinin dördüncü fıkrasında vergi uyuşmazlıklarına (vergi zıyaının iptali için açılan davalar) ilişkin dava açıldığı hallerde yürütmeyi durdurma kararına gerek olmaksızın tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunlara ilişkin zam ve vergi zıyaı cezalarının dava konusu edilen kısmının tahsil işlemlerinin duracağını hüküm altına alınmıştır.

Vergi Zıyaı Cezasının İptali İçin Dava Açmak İstiyorum. Dava Masrafı Ne Kadar Tutar?

Vergi zıyaı cezasının iptali için açılacak davalarda dava masrafları her yıl değişmektedir.

Emsal Yargıtay Kararları

Vergi Dava Daireleri, E. 2007/272 K. 2008/166 T. 22.2.2008
  • Vergi İncelemesine Başlanılmasından Veya Takdir Komisyonuna Sevk Edilmesinden Önce Ancak Kanuni Süresi Geçtikten Sonra Verilen Vergi Beyannamelerine İlişkin;

“Vergi Usul Kanununun vergi ziyaı suçunu düzenleyen 344 üncü maddesinde, vergi ziyaı suçunun, mükellef veya sorumlu tarafından 341 inci maddede yazılı hallerle vergi ziyama sebebiyet verilmesi olduğu hükme bağlanmış, maddenin son fıkrasında, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek cezanın yüzde elli oranında uygulanacağı öngörülmüştür. Aynı Kanunun “Pişmanlık ve Islah” başlıklı 371 inci maddesinde, beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren mükelleflere, maddede belirtilen koşullara uyulması halinde vergi ziyaı cezası kesilmeyeceği belirtilmiş, aynı maddenin 5 inci fıkrasında da, mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilere ödemenin geciktiği her ay ve kesri için 6183 sayılı Yasanın 51 inci maddesinde belirtilen nispette bir zam uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Tüm bu düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, beyannamelerin süresinden sonra verilmesi nedeniyle verginin zamanında tahakkuk ettirilmediği hallerde vergi ziyamın doğduğunun kabulü zorunlu olup, vergi ziyaı cezası kesilmemesi için Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş bulunması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, davacı şirketin bağlı olduğu şirketler grubu hakkında 3.9.2003 tarihi itibarıyla doğmuş ve doğacak tüm amme alacakları için 6183 sayılı Kanun uyarınca gerekli tedbirlerin alınması gerektiği ve davacının da içinde yer aldığı şirketler grubunun 1.1.1998 ilâ 31.12.2003 tarihleri arasındaki tüm kamu alacaklarına ilişkin olarak incelemelere başlanıldığı dosyada mevcut belgelerden anlaşılmakta olup, davacı tarafından süresinde beyan edilmeyen vergiler nedeniyle 20.5.2004 tarihli dilekçeler ile “eksik bildirimlerine ait beyannamelerin kabulü” istemiyle, vergi idaresine 2003 yılının belirtilen dönemlerine ilişkin beyannameler verilerek vergiler tahakkuk ettirilmiş ise de, bu bildirimin pişmanlık ve ıslaha ilişkin düzenlemeleri içeren 371 inci maddede öngörülen koşulların gerçekleşmemiş olması nedeniyle, bu kapsamda değerlendirilebilecek bir başvuru olarak kabulü mümkün bulunmadığından, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesi uyarınca kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”

Danıştay 4. D., E. 2014/8596 K. 2015/4897 T. 2.11.2015
  • Dava Boyunca Tahsil İşlemlerinin Durmasına İlişkin;

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emriyle takip edilen vergi ve vergi ziyaı cezalarına ait ihbarnamelerin davacıya tebliğ edilmesi üzerine söz konusu vergi ve vergi ziyaı cezalara karşı İstanbul 5. Vergi Mahkemesinin E:2014/58 esasında dava açıldığı, Mahkemece 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3 üncü ve 5 inci maddelerine aykırı bulunarak 7.1.2014 tarihli ve K:2014/22 sayılı kararla dava dilekçesinin reddine karar verildiği, davacı tarafından 29.1.2014 tarihinde verilen yenileme dilekçeleri İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin E:2014/368,369,370 ve 372 esaslarına kaydedildiği, ancak, İstanbul 6. Vergi Mahkemesince yenileme dilekçesi olduğu dikkate alınmadan verilen süre aşımı nedeniyle ret kararları Danıştay Dördüncü ve Danıştay Dokuzuncu Daireleri tarafından bozulduğu, Danıştay Dördüncü Dairesince verilen 5.11.2014 günlü ve E:2014/3908, K:2014/6379 ile 5.11.2014 günlü ve E:2014/3998, K:2014/6380 sayılı bozma kararlarına uyan İstanbul 6. Vergi Mahkemesi dosyaların esas kayıtlarının kapatılmasına ve dosyaların İstanbul 5. Vergi Mahkemesine gönderilmesine karar vermesi üzerine bu dosyalar İstanbul 5. Vergi Mahkemesinde E:2015/866 ve 867 sayılı esas numaraları almış olup halen davaların devam ettiği, Danıştay Dokuzuncu Dairesince verilen 24.9.2014 günlü ve E:2014/5907, K:2014/5693 ile 24.9.2014 günlü ve E:2014/5309, K:2014/5694 sayılı bozma kararlarının düzeltilmesi istemi anılan Dairece reddedildiği ancak dosyanın henüz Mahkemeye gönderilmediği anlaşılmıştır.

Mahkemece, dava açma süresi gözetildikten sonra düzenlenen ödeme emirlerinin yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 2577 sayılı Kanunun yukarıda sözü edilen hükmü uyarınca, tarhiyata karşı dava açılmasıyla tahsil işleminin duracağı ve ödeme emrinin ise ancak usulüne uygun şekilde kesinleşmiş alacaklar için düzenlenmesinin mümkün olduğu açıktır. Bu durumda, ödeme emirlerinin tarhiyata karşı açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinden önce düzenlenip, tebliğ edildiği, dolayısıyla ortada henüz kesinleşmiş ve ödeme emri ile talep edilebilir hale gelmiş bir amme alacağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, bozma kararları sonrası tarhiyata karşı açılan davalar halen devam etmekte olup, dava hakkında karar verilinceye kadar tahsil işlemlerinin durması yasa gereğidir. Bu nedenle ödeme emirlerinin iptali gerekirken davayı reddeden mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

Danıştay 4. D., E. 2011/6817 K. 2014/2200 T. 2.4.2014
  • Eksik İnceleme Sonucu Belirlenen Matrah Üzerinden Yapılan Tarhiyatın Kaldırılmasına ilişkin;

“Dosyanın incelenmesinden, davacının POS cihazıyla yapmış olduğu satışlardan elde ettiği hasılatın, katma değer vergisi beyannamelerinin 45 numaralı satırında yer alan kredi kartıyla yapılan satış hasılatı tutarı ile uyumlu olmadığına ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporuyla belirlenen hasılat farkına, davacı şirket yetkilisinin kârlılık oranının %4 ile 5,5 arasında değiştiği yönündeki ifadesine dayanılarak, %4 kârlılık oranı uygulanmak suretiyle tarhiyat yapıldığı anlaşılmıştır.

Tarhiyatın dayanağı inceleme raporunda, davacının uyuşmazlık konusu dönemde kredi kartıyla yaptığı satışların tutarı ile katma değer vergisi beyannamelerinin 45 numaralı satırında beyan ettiği hasılatın uyumsuz olduğu belirtilerek, aradaki fark kurum kazancına ilave edilmiş ise de, davacının katma değer vergisi beyannamelerinde bildirdiği toplam hasılat tutarı, kredi kartıyla yapmış olduğu satış hasılatının üzerindedir. Bu durumda, davacının kredi kartı ile yaptığı satışlardan elde ettiği hasılat tutarının, katma değer vergisi beyanlarında gösterilen toplam hasılat tutarına dahil edilmediği tespit edilmeksizin, beyannamede yer verilen kredi kartıyla yapılan satış tutarı satırında gösterilen tutar ile bankalardan alınan pos cihazıyla yapılan işlem tutarı bilgisi karşılaştırılarak matrah farkı belirlenmesinde ve bu şekilde belirlenen matrah üzerinden yapılan tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılan davayı kısmen reddeden Vergi Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.”

Vergi zıyaı cezasının iptali konusunda aklınıza takılan soruları yorumlar kısmında sorabilir, İletişim Formu aracılığı ile Ankara Avukat ofisimizin idare hukuku birimiyle iletişime geçebilir, vergi hukuku avukatı olarak sizi temsil etmemiz için bizi telefonla arayabilirsiniz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

1 × one =

DANIŞMA HATTI

Kor Avukatlık ve Danışmanlık. Bu sitede bulunan bütün içerik, Türkiye Barolar Birliği’nin Meslek Kurallarına uygun şekilde tasarlanmış olup sadece bilgilendirme amaçlıdır.                             

Copyright © KorHukuk 2020